Yenidoğan sarılığı nedir? neden olur?

0
147

Yenidoğan sarılığı nedir?

Yenidoğan döneminde hemen hemen her bebek, cildinin sarardığı bir dönemden geçer, bebeğin cildinin ve gözaklarının sarı göründüğü ve genellikle bebek 10. güne ulaştığında sona eren bir dönemdir bu. Doktorlar bu döneme fizyolojik sarılık dönemi derler, fizyolojik kelimesi fizyolojiye uygun, doğal bir süreç anlamındadır. Bebeği sarartan doğal süreç, bebeğin kemik iliğinin, doğuma yakın, erişkin tipi normal kan hücreleri üretmeye başlamasıyla devreye girer. Erişkin tipi kan hücreleri, akciğerlere dolan havadaki oksijeni yakalamaya uygun kan hücreleridir.

Oysa ki bebeğin kemik iliği başlangıçta, bebek anne karnındayken anneden plasenta organı yoluyla gelen oksijeni taşımaya elverişli, fetus dönemine uygun kan hücreleri üretmekteydi. Fetus dönemine uygun kan hücreleri, artık görevlerini tamamladıklarından doğuma yakın günlerde bebeğin karaciğer ve dalağında yıkılır ve cildi sarartan “bilirübin” maddesi ortaya çıkar. Bilirübin, kana kırmızı rengini veren hemoglobin proteini içerisinde yer alan “heme” bölgesinin yıkılmasıyla ortaya çıkan, safrayla atılan, bulunduğu yerleri sarı renge boyayan bir pigmenttir, yani boyar maddedir. Bilirübin bebeğin önce gözaklarını, daha sonra da cildini sarartır. Gözaklarının ince yapısı, sarılığın ilk kez dışa vurduğu noktanın gözakları olmasına neden olur. Sarılık gözaklarında başlar ve yine gözaklarında sonlanır.

yenidoğan sarılığıSonuç olarak kan alıp baksak, yeni doğan bebeklerde bilirübin değerinin normalden yüksek olacağını söyleyebiliriz. Bu, son derece doğal bir durumdur. Bilirübin değeri kanın her bir desilitresinde yaklaşık 5 mg’a ulaştığında bebeğin yüzü ve gözakları sararır, miktar 15 mg/dl’ye kadar çıktığında ise tüm vücut sararır. Zaten zamanında ve uygun kiloda doğmuş olan bebeklerde bilirübin değeri, 14-15 mg/dl düzeyine kadar çıkabilir. Hastanede bulunduğunuz süre içerisinde doktorunuz farklı gün ve ağırlıktaki bebekler için geçerli olan normal bilirübin düzeylerini ve de sarılığın nasıl takip edileceğini sizlere anlatacaktır.

Bebek normalde 2 ya da 3 günlükken fizyolojik sarılık kendini gösterir ve 4.-6. günler arası en yüksek seviyeye çıkar. Bu dönemde bebek beline kadar belirgin sarı olabilir. Daha sonra sarılık azalmaya başlar. Eğer bebeğin ayaklarına kadar inen, tüm vücudunu sarartan aşırı bir sarılık mevcutsa, hekiminiz bebeğin topuğundan kan alarak bilirübin ölçümleri yapacak, bilirübin
değerlerinin 15 mg/dl düzeylerinin üzerine çıkıp çıkmadığını öğrenmeye çalışacaktır. Bebeğin kanındaki bilirübin değerlerinin çok yükselmesi hiç istenmez, bunun nedeni cilde yerleşen bilirübinin eğer çok yüksek düzeylerde ise öncelikle tüm cilt yüzeyini sarıya boyadıktan sonra beyni saran zarların koruma duvarını aşarak beyin dokusuna da ulaşabilmesidir. Bir barajın taşması gibi. Bilirübin miktar olarak çok artıp taşarsa beyin dokusunu vurabilir. Bilirübinlerin beyin dokusuna ulaşması, beyinde kalıcı hasarlara yol açabilir! Korkulan budur. Eğer bebekteki mevcut sarılık fizyolojik ise, zaten tehlikeli hiçbir şey olmaz. Yüksek değerlere ulaşan ya da bir aydan uzun süren sarılıklar ise normal değildir. Bu durumda ya bebeğin kan hücreleri gereğinden fazlaca yıkılmakta ya da karaciğer, oluşan bilirübini vücuttan safra yoluyla dışarıya yeterince atamamaktadır.

Yenidoğan sarılığının takibi

Yenidoğan döneminde aşırı bilirübin oluşumuna ve kanda, ciltte ve dokularda bilirübinin birikip sarılığa yol açmasına neden olan birçok hastalık ve durum söz konusudur. Bebeğin vücudunda aşırı bilirübin birikmesi, zamanla, beyni koruyan kan-beyin bariyeri zayıf olan yenidoğan bebekte beyin dokusunu da etkileyebileceği için çok dikkatle takip edilir ve bilirübin seviyesi belirli bir düzeye ulaştığında tedavi edilir. Pek çok yeni doğan bebekte gözlenen sarılık fizyolojiktir. Sarılık, zamanında doğan bebeklerde genel olarak 4.-6. günlerde en üst düzeye çıkar ve 12-13 mg/dl düzeyini geçmez. Daha sonra ise bilirübin değerleri hızla düşmeye başlar. Prematüre bebeklerde ise eğer fizyolojik sarılık varsa, bilirübin değerleri daha geç yükselir ve daha yüksek değerlere çıkar. Ortalama 5. günde en yüksek değerlere çıkar ve 10-15 mg/dl düzeyini geçmez. Prematüre bebeklerde sarılık daha sonra bir ya da iki hafta içerisinde yavaş yavaş azalır.

Herhangi bir bebekte kan bilirübin düzeyi 15 mg/dl düzeyinin üzerine çıkarsa ya da kan bilirübin düzeyi, sadece bir gün içerisinde 5 mg/dl’den daha fazla artarsa, bebeğin hekimi telaşlanacaktır. Bu durumda korkulan, cildi sarartan bilirübinin, kanda aşırı düzeylere çıktığında beyin dokusunu etkileyebilmesidir. Aşırı yüksek kan bilirübin düzeylerinin beyin dokusunu bozmasına kernikterus adı verilir.

Bebeğin hekimi, eğer bebeğin kan bilirübin düzeyleri çok yükselirse, müdahale etmeyi gerektirecek kritik bilirübin seviyesini belirleyecektir. Müdahale etmeyi gerektirecek kan bilirübin değerleri, bebeğin doğum kilosu, bebeğin gün olarak yaşı ve de bebeğin kaç haftalık doğduğu göz önüne alınarak belirlenir. Bu değerin aşıldığı bebeklerde, fizyolojik, yani doğal olmayan sarılığın tedavisi amacıyla ilk uygulanacak yöntem olan fototerapi gündeme gelir.

Yenidoğan tarama testleri

Ülkemizde pek çok ülkede olduğu gibi, her yeni doğan bebekten biraz kan alınır ve kan Gutrie kartı denen özel bir kâğıda emdirilir. Kan alma yeri olarak bebeğin topuğunun yan tarafları tercih edilir, çünkü buradan küçük bir iğneyle cildi delerek kan almak çok kolaydır. Büyük çocuklarda böylesi bir işlem için parmaktan kan alınması tercih edilir, ama yeni doğan bebeklerin parmakları henüz kan almak için çok ufaktır. Alınan bu kana topuk kanı, yapılan işleme de yenidoğan tarama testi denir. Bu testte amaç, alınan kan örneğini özel bir kâğıda emdirerek iki hastalığın bebekte gelişip gelişmeyeceğini belirlemektir. Yapılan bu teste bazen zekâ testi dendiği olmaktadır, oysa ki bu testin bebeğin genel zekâsıyla ilgisi yoktur.

Bu testte bebeğin zekâsını etkileyebilecek binlerce hastalıktan taranması gereken iki tanesi araştırılır. Bu hastalıklar, yeni doğan bebeğin tiroit hormonlarının az olması demek olan hipotiroidi hastalığı ile vücutta fenil alanin aminoasidinin işlenemeyip birikmesi demek olan fenilketonüri hastalığıdır.

Yenidoğan tarama tastleri, tıp dünyasının ne kadar titiz olduğunu gösterir bize. Samanlıkta iğne arar gibi, yeni doğan bebeklerin tümünden biraz kan alarak 5 000 bebekten birinde ortaya çıkabilen doğuştan hastalıkları erkenden yakalayıp tedavi etmek, böylece binlerce bebeğin hayatını kurtarmak. Amaç bu. Bu titizliği iki profesöre borçluyuz; fenilketonüri hastalığının
diyetle tedavi edilebileceğini ispatlayarak, bu hastalıktan mustarip olan bebeklerin erkenden saptanıp tedaviye alınmalarını mantıklı hale getiren Prof. Horst Bickel’e ve bu amaçla bir tarama testi geliştiren Prof. Robert Gutrie’ye. Biz hekimlerin düşünce tarzı şu: fenilketonürili bebekleri gün bile kaybetmeden hemen bulup fenilalanin içermeyen bir beslenme programına alalım ve bebek sağlıklı olsun; yine tiroit hormonu vücudunda az olan bebekleri hemen bulup, bu bebeklere tiroit ilacı verelim ve bu bebekler tamamen sağlıklı olsun.

Fenilketonüri hastalığı bir enzim hastalığıdır ve her 20-25 kişiden biri bu hastalık açısından taşıyıcıdır. Hem annede hem de babada hastalığı taşıyan gen mevcutsa, hastalığı taşıyan çekinik gen hem anneden hem de babadan bebeğe geçerse, bebekte hastalık ortaya çıkar. Çekinik genlerle ortaya çıkan hastalıklarda bu ihtimal % 25’tir. Anne ve baba sağlıklıyken, bebek hasta olur. Bu hastalıkta vücutta fenilalanin isimli aminoasiti işleyecek enzim eksiktir, bu nedenle vücutta işlenmemiş fenilalanin birikir ve tüm dokuları bozar.

Ülkemizde her yıl yaklaşık 300 bebek bu hastalıkla doğar; ihtimal her 5 000 doğumda birdir. Bazı bebeklerse doğuştan az tiroit hormonuna sahiptirler. Doğuştan az tiroit hormonuna sahip olan bebeklerde sorun, bebek henüz anne karnındayken yaşanır. Bu dönemde tiroit dokusu göç eder, yer değiştirir, ilk oluştuğu noktada kalmaz. Boynun ön bölgesine gelip yerleşen tiroit dokusunun bazen bütünlüğü bozulur ve yeterli tiroit dokusu oluşmaz. Bu durumda bebekte tiroit hormonu azalır, hipotroidi durumu ortaya çıkar. Bu sorunu yaşayan bebeklere hemen, vakit kaybetmeden ilaç olarak tiroit hormonu verilmelidir. Aksi takdirde zekâ ve gelişim geriliklerinin ortaya çıkması kaçınılmaz olur. Hipotroidi hastalığına ait belirtiler henüz ortaya çıkmadan, yenidoğan tarama testleriyle bu durum anlaşılırsa ve tedaviye başlanırsa bebek hayatına tamamen sağlıklı olarak devam edebilecektir. Bu nedenle 1970’li yıllardan beri tüm dünyada yeni doğan bebeklerde hipotroidi olup olmadığı araştırılmaktadır. Bir örnek vermek gerekirse, Kanada’nın Quebec eyaletinde 1974-1999 tarihleri arasında tüm bebekler taranmış ve tam 42 000 hipotroidi hastası bebek yakalanmıştı. Ne güzel değil mi? Daha dünyaya gözlerinizi açar açmaz tiroit hormonunu az ürettiğiniz anlaşılıyor ve tedavinize hızla başlanıyor, tamamen sağlıklı oluyorsunuz.

Kaynak: https://www.bilgiajansi.net

TEILEN

Yorum Yaz