Ben Olmak Yerine Biz Olmak

0
306

Modern yaşam tarzı, çok fazla iletişim aracının var olmasına karşın, iletişimde ciddi sorunların yaşanabildiği, geniş sosyal gruplardan aile ve ikili iletişim düzeyine kadar hemen her düzeyde çatışmanın var olması gibi beklenmedik bir ortama neden oluyor. Peki, neden çatışıyoruz?

Mevcut medeniyet seviyesinde teamüller ve sosyal yaşamın yazılı kuralları bu kadar gelişmişken, nasıl oluyor da, bu kadar ayrışıp, birbirimizi bu kadar dinlemiyoruz?

Esasında beklenmedik olduğunu ifade ediyor olsak da, modern dünya; insanlığın hızla bireyselleştiği bir ortamı bize sunuyor. Geçmişteki sosyal etkileşim, artık teknoloji boyutuna indirgenmiş durumda ve pek çoğumuz “nasıl bir arada yaşanır?” sorusunun cevabını bilmiyor, hatta bununla ilgilenmiyoruz bile. Kendi kapalı dünyamız o kadar içe kapanık ki, başkalarının var olduğu gerçeği ile bu sanal dünya arasında sıkışıp kalıyor ve iletişim sorunları yaşıyoruz.

“Ben” davranış bilimleri literatüründe bir normal olarak sayılmakla birlikte, aşırı Bencilik, bencillik ve yüksek ego gibi kavramlarla özdeşleşiyor. Ve evet, maalesef günümüzdeki çatışma ortamının birinci nedeni, neredeyse hepimizin ”ben” merkezciliği benimsemiş olmasıdır. Modern dünya kişi hak ve hürriyetlerini geniş ölçekte tanımlar. Bu tanımlamalar ise pek çok özgürlüğü bireylere sunuyor olmakla birlikte bazı sorunları da ortaya çıkarır. Örneğin, Geleneksel Türk kültürü içerisinde yer alan tanımıyor olsak da ihtiyaç sahibine yardım etme kavramı, tanımlanan modern öğretide bulunmaz veya açık olarak tanımlanmaz ve kişi inisiyatifine bırakılır. Elbette bu basit bir örnektir, ancak bundan çok daha çarpıcı örneklere ulaşılabilmektedir.

ben olmak yerine biz olmak

Davranış bilimleri uzmanları bir yargı üzerinde net bir ortak zeminde buluşurlar. İnsanoğlu, kişiliği yerleştikten sonra başkalarınca değiştirilemez ve değişmeye zorlanamaz. Sonuçları etkisiz olmakla birlikte bu çaba mutlak çatışmayı ortaya çıkarır.

Psikologların özellikler aile terapi seanslarında üzerinde durdukları esas unsur, daha sonradan yakın bir sosyal ilişki düzeyine ulaşmış evliliklerin hemen hepsinde, aile bireylerinin birbirini değiştirmeye ve kendine uydurmaya çalışması olmaktadır. Uzman psikologların da çatışma kültürüne son vermek üzere gerçekleştirdikleri çalışmalar klinik bu yönde olmaktadır. a4psikiyatri.com’un blog sayfasında da klinik psikoloji penceresinden bu konu üzerine yazılmış makalelere erişilebilmektedir.

Çatışma kültürünün toplum düzeyinde ortadan kaldırılabilmesi oldukça uzun soluklu ve zor bir iştir. Ancak şu bir gerçektir ki, aile içerisindeki iletişimde, kendi haklarımız kadar karşımızdakilerin de hakları olduğunu kabul etmek ve yaşamın bizim odağımızda şekillenemeyeceğini kabullenmek atacağımız ilk adım olmalıdır.

Maslow tarafından keşfedilen ve insan davranışları üzerine kesin bir yargı ortaya koyan İhtiyaçlar Pramidi’nin safhalarından birisi olan ait olma güdüsü; bir sosyal gruba dahil olmayı insanın doğal iç güdülerinden birisi olarak tanımlar. Lakin bu bahsettiğimiz çatışma kültürü ile birleştiğinde patolojik sonuçların ortaya çıkmasına neden olur. Zira, ben merkezciliği, ait olduğu sosyal grup seviyesinde benimsemiş olan kitleler, oldukça tehlikeli gruplara dönüşebilirler.

Esasında saldırgan taraftan grupları, agresif mahalle grupları ve hatta terör örgütlerinin ortaya çıkmasında da derine inildiğinde, muhatabın hak ve hürriyetlerine saygı duymamak ve kendisinden olmayanı yok saymak durumu görülmektedir.

O halde biz olmak da tehlikelidir diyebilir miyiz?

Elbette hayır. Kişiler boyutunda doğru algılanacak bir biz olma bilinci grup içindeki tüm bireylerin ortak bir davranış biçimine sahip olması ve muhatap grupların hak ve hürriyetlerine kanun ve sosyal teamüller kapsamında saygı göstermesi sonucunu doğuracaktır.

Sağlıklı kurallar üzerine kurulmuş sosyal gruplar tehlikeli değildir. Kaldı ki bizler bu grupların ülke düzeyinde olanlarına, halk veya millet diyoruz. Bir ülkenin vatandaşlarının bütünüyle aynı fikirlere sahip olması gerekmez. Ancak öyle ya da böyle uzlaşma zemini ortaya çıkması zorunludur. Aynı şekilde arkadaş veya taraftar gruplarında ve hatta ailelerde çatışmayı ortadan kaldırmanın anahtarı, “ben” merkezinin çağını biraz daha genişletmek ve diğerlerinin haklarını da bu çapın içerisine dahil etmek olacaktır.

Aile içi çatışmalarınız rutine dönüştü ise özellikle çocuklarınızın gelişim sürecini tehlikeye atmamak için uzmanlardan destek alınız. Binlerce parametresi olan psikolojik sorunlarınızı çatışarak aşamaz, ancak daha büyük sorunların ortaya çıkmasına neden olursunuz.

Uzm. Klinik Psikolog Hülya ZANBAKbursapsikolog.web.tr

TEILEN

Yorum Yaz